background

Sıkça Sorulan Sorular

Laparoskopik olarak gerçekleştirilen ameliyatlar küçük kesilerden oluşur ve sonrasında hastada derin izler kalmaz estetik olarak kişiyi rahatsız etmez. Ameliyat süresini ve narkozda kalım süresini kısaltır.Laparoskopik gerçekleştirilen ameliyatlarda enfeksiyon riski çok düşüktür. Hastanede kalım süresi kısadır.

Vücut kitle indeksi 30 altında olan kişilerde, ilaç ve alkol bağımlılığı olan kişilerde, Kanser tedavisi devam eden kişilerde, ileri derece kalp yetmezliği olan kişilerde, Psikiyatrik problemleri olan kişilerde obezite cerrahisi uygulanmamaktadır.

Obezite cerrahisi vücut kitle indeksi 30 üzeri olan ve obeziteye bağlı yandaş hastalığı olan (yüksek tansiyon, reflü, şeker hastalığı, uyku apnesi, karaciğer yağlanması, yüksek kolestrol, horlama, nefes darlığı v.b) olan kişilerde uygulanır.

Hasta masa başı bir işte çalışıyor ise 7-10 gün sonra işbaşı yapabilir. Ağır işlerde çalışıyor ise ilk 3 ay (ağırlık kaldırmamak kaydı ile) operasyondan 20 gün sonra işbaşı yapabilir.

Hastaların ameliyattan bir gün önce yatışları gerçekleştirilerek gerekli tahlil ve dr kontrolleri yapılmaktadır. Ameliyat sonrası yatış süresi 3 gecedir.

Ameliyat sonrası gebelik için 12 ay beklenmesi tavsiye edilir. Bu süre içerisinde anne adayı ideal kilosuna kavuşarak yeni hayatına adapte olur. Bu süre içerisinde de doğacak bebek için annede gerekli vitamin ve minareller doğal yollar ile sağlanmış olur.

Hastaneden taburcu olduktan hemen sonra araç kullanılabilir. Uzun yolculuklarda 2 saatte bir 10 dk da bir mola verilerek yürüyüş yapılmalıdır.

Kalp hastaları obezite ameliyatı olabilir. Bunun için hastayı takip eden kardiyoloji doktorunun yazılı onayı gerekmektedir.

Ameliyattan sonra hasta taburcu olurken gerekli beslenme bilgisi diyetisyen ve doktor tarafından kendisine verilmektedir. Ameliyat sonrası muhakkak egzersiz yapılması tavsiye edilir. ilk ay yürüyüş ikinci ay tempolu yürüyüş ve yüzme üçüncü ay ise daha yüksek efor gerektiren egzersizler yapılabilir.

Ameliyat sonrası 1-2 ay vitamin ve mineral desteği alınması gerekmektedir. Ömür boyu alınması gereken bir takviye söz konusu değildir.

Ameliyat sonrası ilk 3-6 ay saç dökülmesi sık olmasada gözlemlenmektedir. Bu süreç geçicidir. Önemli olan yeterli protein almak ve önerilen vitamin ve minerallerin düzenli kullanılmasıdır.

Tüp mide ameliyatı risk açısından safra kesesi ameliyatı ve sezeryan ameliyatı ile eş değerdir. Kaçak komplikasyon riski %1-2, kanama riski %2-3, ölüm riski %0,1%0,2 (binde1-2) olarak literatürde geçmektedir.

Tüp mide ameliyatı sonrası uyulması gereken beslenme şekline bağlı kalarak ilk 3 ay içerisinde  mevcut kilonun %10-%20 verilmeye başlanır. Sonrasında ilk 6 ayda %30 ile %35 ni bir yıl içerisinde de %40 ı verilmiş olur. Bu durum hastadan hastaya değişim gösterebilmektedir.

Obezite ameliyatı sonrası vücudun bazı bölgelerinde deride sarkma görülebilir. Bu durum hastanın verdiği kilonun çokluğu, kilo veriş hızı, hastanın yaşı, cinsiyeti, cilt yapısı,genetik yapısı, doğum yapıp yapmadığı, hastanın öncesinde kilo alıp verme sıklığı ve hastanın deri yapısına bağlı olarak değişen bir sonuçtur. Sarkma problemi bazı hastalarda görülürken bir çok hastada da görülmemektedir. Sarkma probleminin önüne geçmek için bol protein ve su tüketmeli ve spor, yüzme v.b yapılmalıdır.

Yurtdışından gelecek olan hastalarımız gelemden 15 gün önce uçak bileti görselini bizlere ilettikten sonra ameliyat programına alınırlar. HAstaneye yatışları yapıldıktan sonra gerekli tahlil ve dr kontrolleri yapılır. Sonraki gün ameliyat gerçekleştirilir.

Hastanede hastanın refakatçisi ile kalabileceği özel oda tahsis edilmektedir. Yurtçi ve yurtdışı hastaların bazıları refakatçi ile gelmeyi tercih ederken bazı hastalar refakatçi ile gelmek istemeyebiliyorlar. Her iki koşuldada hastane çalışanları ve hemşireler hastalarımıza gerekli yardım ve özveriyi seve seve göstermektedir.

Ameliyat sonrası hastaneden taburcu olunduğu gün uçak seyehati yapılabilmektedir.

Ameliyat sonrası uyku apnesi hastalığında %60 oranında iyileşme görülmektedir.

Eğer hasta insülin kullandığı halde şeker ve HcbA1c değerleri çok yüksek çıkıyor ise reflüye bağlı yemek borusu iltihabı ve mide fıtığı saptanırsa bu hastalara genellikle gastrik bypass

İlk aylarda alkol tüketimi kesinlikle kabul edilemez. İdealde ilk 1 yıl hiç alkol tüketilmemesi tavsiye edilir.Alkol tüketirken alkol oranı yüksek olanların hiç bir besin değeri olmayan ve çok yüksek kalorili olduklarının unutulmaması gerekir. Alkol yemek borusu ve mide mukozasını tahriş eder, reflüyü arttırır. Böylece iştahı da uyararak giderek dahada çok yemeye neden olur. Sosyal içici statüsündeki alkole ise 1 yıldan sonra izin vereilebilir. Ameliyat sonrası sürekli alkol kullanımı düşünen kişilerin ameliyat kararı alırken  göze aldıklarını bir yana, alkolü bir yana koyup ona göre karar vermesi tavsiye edilir.

Hastaneden taburcu olunduğunda ameliyat yerlerini kese ya da lif yapmaksızın ılık su ile duş alınabilir. Su geçirmez medical bantlar kullanılablir.

Ameliyat sonrası oluşan sasrkmalar için cerrahi bir ameliyat düşünülüyorsa hastanın ideal kilosuna ulaşmasını beklemek daha doğru olacağından 1-1,5 sene sonra olunması tavsiye edilir.

Günümüzde 18-65 yaş arası ameliyat edilmektedir. Ancak kurul onayı ile hastanın sağlığı açısından gerekliliğinin uygun görülmesi halinde  18 yaş altı ve 65 yaş üstü de ameliyat edilebilmektedir.

Süt vermede öncelik bebeği beslemektir. Obezite cerrahisi sonrası yenilen yemek miktarı kısıtlanacağından emzirme dönemi olumsuz etkilenir yeteri kadar süt üretimi olamayabilir. Literatürde 2 yaş a kadar bebeğin anne sütü ile beslenmesini destekler. 2 yaş sonrası düşünülebilir bu karar tamamen annenin insiyatifindedir.

Tüp mide ameliyatı ya da diğer obezite ameliyatları sonrasında normal doğum  veya sezeryan doğumun hiçbir sakıncası yoktur.

Stapler hattına atılan dikiş için çalışmalar kanama miktarını azaltırken kaçak miktarını arttırdığı yönündedir. Stapler hattına dikiş atılıp atılmaması hekimin insiyatifindedir.

Gıdaların mideden direkt ince bağırsağa geçerek bağırsak içinde aşırı sıvı birikimi nedenlerindendir. Aşırı şekerli tüketilmesi ya da yeteri kadar çiğnenmemiş  gıdaların yenilmesi sonucu direkt mideden bağırsağa geçme durumudur.Bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal, şişkinlik, terleme, kalp çarpıntısı, tansiyon düşüklüğü görülür. Bu belirtiler gıda tüketiminden 10-30 dk sonra görülür. Dumping sendromu Genelde bypass ameliyatlarından sonra görülür. Tüp mide ameliyatı sonrasında da bazı hastalarda zaman zaman görülebilir. Dumping sendromu yaşamamak için gıdaların iyi çiğnenmesi katı sıvı ayrımının iyi yapılması yüksek şekerli yiyeceklerden uzak durulması gerekir.

Böyle bir durumda hastanın yatarak ayaklarını yukarı kaldırıp dinlenmesi gerekir.

Ameliyat öncesi herhangi bir diyet yapılmasına gerek yoktur.

Psikiyatri bölümünden yazılı onay alınması gerekir.

Tüp mide ameliyatı sonrasında kilo alımı tamami ile hastanın beslenme şekli ile alakalıdır. Katı sıvı ayrımı yapmamak, kalorisi yüksek besinler, zararlı besinler, dengesiz beslenme v.b gibi durumlarda kilo alımı gözlemlenebilir. Hiçbir zaman mide eski halini almaz sadece yenilen besinlerin midedeki emilimi sonucu kilo alımı görülebilir.

Mide botoksunun bilimsel çalışmalar sonucu Kilo kaybettirici etkisi  olmadığı ortaya çıkmıştır. Botoks Yaptıran hastalara Kilo kaybettirici diyet ve ilaç takviyesi verilerek süreç ilerlemektedir. Botoks; ilaç, toksin olduğundan mide gibi kanlanması yüksek olan bir organa yapıldığında midedeki herhangi bir damara denk gelmesi sonucu vücuda yayılması ile ciddi etkileri ortaya çıkabilir. Kilo vermede etkisi bulunmayan ve yan etkisi çok olan bu uygulamanın yapılması bizler tarafından uygun görülmemektedir.

Mide ameliyatları eskiden karın bölgesi kesilerek yapılırdı.  Bu hasta için ağrılı bir süreç oluyordu.  Kaldı ki biz doktorlar da ameliyat yarasıyla ilgili şikayetlerle çok uğraşıyorduk Artık ameliyatlarımızı laparoskopik  (kapalı) yöntemle yapıyoruz 4 küçük delik açıp özel aletler ve kamerayla karnın içine giriyor ekrandan görerek ameliyat için çalışmaya başlıyoruz. 1999 yılından beri laparoskopiyle iç içe olduğum için oldukça başarılı sonuçlar elde ediyorum.

Tüp mide ameliyatı ülkemizde de dünyada olduğu gibi en sık yapılan ameliyatlardan. Kolay uygulanması ve iyi sonuçlar elde edilmesi bu kadar çok tercih edilmesine neden oluyor. Tüp mide ameliyatlarında midenin yüzde 80’ini alıyoruz. Böylece midenin kapasitesi küçülüyor. Bu ameliyatlar ortalama 1 ya da 1,5 saat sürüyor. Bu ameliyata tüp mide diğer adıyla mide küçültme denilmesinin nedeni ise midenin son şeklinin tüpe benzemesi.


Hayır, bu ameliyat herkese yapılmaz. Eskiden 18-65 yaş sınırı vardı, şimdi 13-70 yaşa kadar çıkarıldı. Hasta çok ciddi bir tetkikten geçirildikten sonra ona en uygun ameliyata biz doktorlar karar veriyoruz. Önce hastayla ilgili iyi bir araştırma yapıyoruz. Vücut kitle indekisine, yandaş hastalıkları olup olmadığına bakıyoruz. Uyuşturucu ve alkol bağımlıları ile psikiyatrik sıkıntısı olanlara bu ameliyatı yapmıyoruz. Ayrıca bir kişi hem obez hem de kanser hastası ise önce kanser ameliyatını olmalı, tedavisini tamamlamalı. Ameliyattan 1 yıl sonra da obezite cerrahisine başvurabilir. Ayrıca spor, diyet ve bunun gibi uygulamaları denemiş fakat başarıya ulaşamamış hastalar için de tüp mide ameliyatı düşünülebilir.


Hastada bir komplikasyon geliştiyse, mide kanaması geçirdiyse ya da midede bir kaçak varsa; hasta kilo veremediyse ya da kilo almaya başladıysa o zaman ikinci ameliyata başvurulabilir. Tabii ikinci ameliyatın komplikasyonları daha fazla olacağı için hastayı birinci ameliyattan daha sıkı bir tetkikten geçiriyoruz. İkinci ameliyat revizyon cerrahisine giriyor.

Obezite cerrahisinin temel kısmı ameliyattır ama ameliyat olduktan sonra ‘ben her şeyi yiyebilirim’ diye bir şey yok. İyi bir sonuç almak için diyet ve spor kaçınılmaz. Dengeli ve sağlıklı beslenmek, verilen kiloların geri alınmamasında ve ameliyatın etkili olmasında güçlü rol oynuyor.

Gastrikbypass (mide bypass’ı) operasyonuyla yutma borusunun birleşim yerinde bulunan midenin bir kısmı ile midenin girişi kapatılır ve kesilerek ayrılır. Kapatılan midenin bir kısmı içeride muhafaza edilir ve çıkarılmaz. Küçük bir mide oluşturulur. İnce bağırsağın oluşturulan küçük mideye bağlanmasıyla operasyon sonlandırılır.

Bir ameliyatın başarılı olması için kolay, etkili ve komplikasyonunun az olması gerekir. Hastada geriye dönüşünün olup olmadığı da önemlidir. Tüp mide başarısız olduğu zaman onu diğer ameliyatlara çevirme şansı var ancak mide bypass ameliyatında bu durum daha zor.

Bu operasyon obez olmayan ama kilosu fazla olan kişiler için uygun. Tabii ülser, reflü hastası olmaması şartıyla. Eğer hasta mide balonuna uygunsa endoskopi yoluyla hastanın midesine giriyoruz; silikondan yapılmış, 600-700 cc hacmi olan bir balonu mideye yerleştirip orada şişiriyoruz. Balonların boyutunu hastanın boyuna ve kilosuna göre ayarlıyoruz. Operasyon 10 ile 15 dakikamızı alıyor. 2 saat sonra da hasta taburcu oluyor. Mide balonu mideyi doldurduğu için hacminin küçülmesini sağlıyor. Tokluk hissi veriyor, hasta diyetle birlikte kilo vermeye başlıyor.

Balonlar 6 aylık ya da 1 yıllık oluyor. Belirlenen sürenin sonunda balon yine endoskopik yöntemle çıkarılıyor. Son yıllarda akıllı balonlar da üretildi. Hasta geliyor, kapsül şeklindeki balonu suyla yutuyor. Yuttuktan sonra radyolojik yöntemle balonun nerede olduğunu tespit ediyoruz. Kapsülün yanında bir kanül var, onu oradan şişiriyoruz. 4 aydan sonra balon kendi kendine eriyor.

Tip 2 diyabetin cerrahi tedavisi de diyebiliriz buna. Obezite ameliyatlarında temel hedef kilo verdirmekken, şeker ameliyatlarındaki amaç, vücuttaki hormonların doğru ve etkili çalışmasını sağlamaktır. Şeker hastalığı Tip 1 ve Tip 2 olarak ikiye ayrılır. Tip 1 hastalarında pankreas hiç insülin üretmez. Bu hastaları insülinsiz tedavi etmemiz imkansızdır. Tip 2 hastalarında ise insülin ya az üretilir ya da üretilen insülin etkili değildir; kişide ciddi bir insülin direnci olur. Tedavi edilmezse kalp krizi ve beyin kanaması gibi hayati tehlikesi bulunan bu hastalığı ameliyatla tedavi ediyoruz. Kişiyi hipertansiyon, yüksek kolesterol ve Tip 2 şeker hastalığından kurtarıyoruz.

Metabolik cerrahi tedavisinde şekeri normale çevirmek ve organ hasarını önlemek için en etkili yöntem, ameliyat. Vücudumuzun en önemli hormon fabrikası ince bağırsağın son kısmıdır çünkü tokluk merkezi buradadır. Tip 2 şeker hastalarında yemek bu noktaya çok geç gittiği için hormon üretilmez. Biz ameliyatla ince bağırsağın son kısmını öne getiriyoruz yani yerini değiştiriyoruz. Normalde 25 dakikada başlayan tokluk hissi bu ameliyatla 4-5 dakikada oluşuyor. Tokluk artıp açlık azalınca pankerasta insülin üretimi artıyor ve böylece şekerin kontrolü daha iyi bir şekilde sağlanıyor. Hasta hızla gündelik hayatına dönebiliyor.

Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı tüm önlemlere uyarak operasyonlarımıza devam ettik. Pandeminin ilk zamanlarında sadece acil ameliyatları yaptık. Şimdi ise obezite ameliyatlarına tekrar başladık.

15 yıldır obezite ve metabolik cerrahide ne kadar gelişme olduysa yakından takip ettim ve bilim insanlarıyla direk temas içinde oldum. Ben sadece tüp mide ameliyatı yapmıyorum. Mide balonundan bypass’a, kanser ameliyatlarından fıtık ameliyatlarına kadar kişinin ihtiyacı olan her türlü cerrahi operasyonu gerçekleştiriyorum. 10 binin üzerinde başarılı operasyon yaptım. Sadece Kocaeli den değil Türkiye’nin hatta dünyanın dört bir yanından hastalarım var. 16 farklı ülkeden sayısız hastayı sağlığına kavuşturdum.